-sizde ‘sevda’ nasıl söylenir?
-bizde… söylenmez.
-sizde ‘sevda’ nasıl söylenir?
-bizde… söylenmez.
“Siz hiç tecavüze uğradınız mı Recep Bey? Bir ya da bir grup “erkek” vücudunuza çöküp, kurtulamamanız için, muhtemelen beraberinde zevklerini de arttıran muhtelif şiddet eylemleri eşliğinde salyalı ağızlarında kusturucu nidalarla girdi mi bedeninize yalvarmalarınıza, gözyaşlarınıza ve çığlıklarınıza hiç aldırış etmeden? Sizi hiç parçaladılar sonra da “sen istedin” dediler mi Recep Bey?
Siz hiç Türkiye’de tecavüze uğradınız mı Recep Bey? Zaten kadın olmanın başlı başına potansiyel orospu olmakla neredeyse eşdeğer olduğu bir ülkede, tecavüze uğramanız sonucu orospuluğunuz tescillendi mi hiç?
Siz hiç “gönül rızanızla” tecavüze uğradınız mı Recep Bey? On üç yaşınızda “gönül rızanızla” onlarca erkeğe bakire olduğunuz için rektumunuzu parçalattırıp, “gönül rızanızla” sayısız ameliyat geçirip, milyonlarca insana “gönül rızasıyla o masum erkeklerin kendisini parçalamalarını istemiş” fahişe ruhlu, mazoşist-isterik bir çocuk-kadın olarak lanse edildiniz mi?
Hiç cehennemi gördükten sonra görmemiş gibi yapmak zorunda kaldınız mı? Tecavüzün ömür boyu terapi görmeyi gerektiren bir travma olduğunu bizatihi yaşayarak deneyimlediniz mi? Bir insanı artık başka bir şey haline dönüştüren bu travmanın acısıyla ömrünüzü sonu gelmez kâbuslarla, sosyal fobilerle, ölümüne korkularla geçirmeye mahkûm edildiniz mi? Tecavüz, bir kadının ruhuna faça atmaktır, size hiç faça atıldı mı Recep Bey?
Siz hiç tecavüzcünüzden hamile kaldınız mı Recep Bey? Tecavüzcüsünden hamile kalan bir kadını o çocuğu doğurmaya mahkûm etmenin, aynı zamanda o kadını kalan ömrünün her günü, yaşadığı vahşeti tekrar tekrar yaşamaya mahkûm etmek olduğunu bilemeyecek, biliyorsanız bunu umursamayacak kadar insanlıktan çıkmış biri misiniz Recep Bey?
Allah-ınız korusun, sizin ananız, bacınız, evladınız, karınız, kızınız tecavüze uğrasa ve hamile kalsa o çocuğu doğurtup büyütür, canınızdan çok sevdiğiniz yakınınızın her gün o çocuğa bakıp bakıp acısını tazelemesine, belki çıldırmasına ya da intiharın eşiğine gelmesine seyirci kalabilir misiniz Recep Bey? Olmadı, kızınızı tecavüzcüsüyle evlendirip devlet onayıyla her gün tecavüze uğramasına yasal izin verir misiniz sorarım size Recep Bey? Siz tecavüz sonucu doğacak olan bir çocuğu her çocuğun hakkı olan sonsuz sevgi ve şefkatle büyütebilecek, yüzüne her baktığınızda tecavüzcünüzü görerek onu kaçınılmaz olarak baş edilmez bir nefretin odağı haline getirmeden sağlıklı ve mutlu bir insan olarak yetiştirebilecek kadar yüce gönüllü müsünüz ki, tecavüz kurbanlarından bunu bekliyorsunuz Sayın Recep Bey?
Haa sanırım diyorsunuz ki, “onlar doğursun biz bakarız;”… Sorarım size Recep Bey, halihazırda var olan çocuklara bile bakmaktan aciz olan siz, tecavüz sonucu doğmuş, anası babası olmayacak, baştan kaybetmiş bir canlıyı üstelik de tecavüzün merkez üslerinden biri olduğu artık hepimizce malûm olan sözde “yetiştirme yurtlarında” her türlü sefaletin ve sevgisizliğin pençesinde büyüterek muhtemelen topluma yeni piskopatlar üretmekten ne gibi bir dünyevî ya da uhrevî menfaat ummaktasınız?
Diyorsanız ki “bir deli bir kuyuya bir taş atmış kırk akıllı çıkaramamış hesabı, biz işin kolayını bulduk, ne zaman gündem kızışsa atıyoruz önünüze iki malzeme, siz debelenip dururken arkadan deveyi hamuduyla götürüyoruz, siz de kendinizi yediğinizle kalıyorsunuz;” ne diyelim haklısınız, insanlık tarihi alçaklığın kanlı harfleriyle yazılmıştır zaten, siz de misyonunuzu lâyığıyla yerine getiriyor, onur listesinin en tepelerinde hakkınız olan yeri alıyorsunuz, gazanız mübarek olsun, gerekirse tecavüze uğrayan anne ölsün ama size kapıkulu olacak tecavüz çocukları doğsun, sonra vakti gelince sizin ellerinizle ölsün, yeter ki allah devletimize, vatanımıza milletimize zeval vermesin, allah sizi başımızdan eksik etmesin, yürüyün, kim tutar sizi Sayın Sağlık Bakanım Recep Bey.”
Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık,
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmış,
Oysa tuttuğumuz balıkları bile yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık…
— (via larosaenflorce)
Source : larosaenflorce
Anonyme a demandé: nazım hikmet 20 kasım 1901de doğdu.
Tam doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte ancak nüfusa kayıtlı olduğu tarih 15 Ocak 1902’dir. Sanıyorum ki nüfusa kayıtlı olduğu tarihi yazsam daha doğru olur.
( 15 Ocak 1902 - 3 Haziran 1963)
Vatan Haini
“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
“Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
28.7.1962
Nazım Hikmet RAN
(via yanbabilon)
Source : berxwedanyaruk
(via yanbabilon)
Source : aleften-tav-a
Source : kedidirokedi
devlet gözetiminde KÜRTAJ!!!
Source : cigdemaygun
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım
— Ahmet Kaya
Kahraman: bana bak, sana bir şey söyliyim mi?
- söyle
- kimseye söylemek yok ama!
- iyi ya söylemem.
- yemin et bakiyim.
- valla billa söylemem.
- ben ölücekmişim.
- ne var oğlum bunda yemin ettiricek?
- hiiiiç..ama abimle halit abim “duydun mu?” diye bağırdılar akşam bana. ben de korkudan “duymadım” dedim.
- sen sahiden ölürsen bilyalar nolucak?
- ne biliyim ben.
- bana versene?
- iyi ya, ölünce abimden alırsın.
- yaşa ulan!
Source : sarhosadam
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.
— cahit külebi (via cigdemaygun)
(via gecekafasi)
Source : cigdemaygun
Bozcaada’da Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiiriyle süslenmiş bir duvar.
(via vecihininsesi)
Source : sarhosadam
Source : mendil
(via hastalikliruh)
Source : siminya